Spor · Sayı 14 · s. 14 Kenan Başaran

Cumhuriyet’e götüren bir futbol maçı

Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra spor, ortaya konulan vizyon ve yapılan yatırımlarla tarım, sanayi, finans, sanat gibi diğer birçok alanla birlikte atbaşı gitmiştir.

Cumhuriyet’e götüren bir futbol maçı

Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra spor, ortaya konulan vizyon ve yapılan yatırımlarla tarım, sanayi, finans, sanat gibi diğer birçok alanla birlikte atbaşı gitmiştir.

Bir yandan spor teşkilatları kurulmuş, diğer yandan da hızlı bir şekilde tesisler inşa edilmiştir. Kulüplerin teşvikinin yanı sıra toplumsal sağlıkta spor önemli bir araç olarak görülüp, kullanılmıştır. Bu noktada sporun, ‘beden eğitimi’ tanımıyla, toplumsal bir fiziksel aktivite olarak tabana kadar yayılması hedeflenmiştir. Okullar da bunun en önemli mekânsal araçları olmuştur.

Atatürk, şahsi olarak özellikle güreşi çok severdi. Örneğin, Taksim’deki Türkiye-İtalya güreşlerini radyodan dinlerken heyecanına dayanamaz ve Dolmabahçe’den kalkıp karşılaşmayı yerinde izlemeye giderdi.

Bir asker olarak elbette biniciliğe de ilgisi vardır. Onun adına düzenlenen ve 1927 yılından itibaren yapılmaya başlanan Gazi Koşusu, Cumhuriyet döneminin kesintisiz olarak düzenlenen en köklü spor organizasyonudur. Yüzme, kürek, yelken ve bilardo da ilgilendiği ve yaptığı diğer sporlardır.

Ancak bu yazıda, Atatürk’ün futbolla ilişkisini anlatmak istiyorum. Malum, üç büyük kulübümüz Atatürk’ü paylaşamaz. Üçü de Atatürk’ün kendi futbol takımlarını tuttuğunu iddia eder. Benim için bu, üç büyüklerin en güzel rekabeti konusudur.

Atatürk Galatasaraylı mı, Beşiktaşlı mı, yoksa Fenerbahçeli mi? Galatasaraylılar, Atatürk’ün Tevfik Fikret’i çok sevmesini ve sıkı Galatasaraylı dostlarının olmasını; Beşiktaşlılar, Atatürk’ün Balkan Savaşları sonrasında annesi Zübeyde Hanım’ı Beşiktaş’taki eve yerleştirip manevi olarak Beşiktaş Kulübü’ne emanet etmesini ve Fenerbahçeliler de Atatürk’ün kulüplerini ziyaret edip anı defterini imzalamasını delil olarak gösterir.

Bu tartışmada güzel bir söz var: “Aslolan Atatürk’ün hangi takımı tuttuğu değil, hangi takımın Atatürk’ün izinden gittiğidir.” Evet, mühim olan budur.

Atatürk’ün futbolla ilişkisi çok yoğun olmamakla birlikte, bu oyunu belki en çarpıcı şekilde o oynatmıştır! Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nda nihai zaferi getirecek olan Büyük Taarruz’un son stratejik toplantısını yapmak için bir futbol maçını araç olarak kullanır. Atatürk, Nutuk’ta bu olayı şöyle anlatır:“28 Temmuz 1922 günü öğleden sonra icra ettirilen bir futbol müsabakasını seyretmek vesilesiyle ordu kumandanları ve bazı kolordu kumandanları Akşehir’e davet edildi. 28/29 Temmuz gecesi kumandanlarla genel bir tarzda taarruz hakkında fikir alışverişinde bulundum.”

Peki, bu maç gerçekten oynanmış mıdır? Yoksa, Yunan tarafının dikkatini başka yöne çekmek için Anadolu Ajansı üzerinden duyurusu yapılan bir futbol karşılaşması mıdır? Burada esas mesele, futbol maçının kendisinden çok, ordu ve kolordu komutanlarını dikkat çekmeden Akşehir’de bir araya getirmekti. Futbol maçı, bu kritik toplantının kamuflajı olarak kullanılmıştır. Temel amaç, tüm ordu komutanlarını maç vesilesiyle bir araya getirerek Büyük Taarruz’un son hazırlıkları ve stratejisini görüşmekti. Diğer yandan tarihçi Sinan Meydan, profesyonel takımların değil, kolorduların arasındaki maçın 28 Temmuz 1922’de saat 18.00’de oynandığını yazar. Meydan, söz konusu maça Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler kitabında da yer verdiğini ve sonucun da 2-2 olduğunu kaydeder.

Araştırmacı Bedri Cumhur Doğu ise çarpıcı bir bilgi daha verir: Doğu’ya göre maçta Fenerbahçeli kaleci Kenan Or da oynamıştır. Doğu, fotoğraf karşılaştırmaları ve dönemin kayıtlarından hareketle Kenan Or’un bu maçta kaleyi koruduğunu ileri sürer. Kenan Or’un 1920’li yıllarda Fenerbahçe’de, daha sonraki dönemde ise Karşıyaka’da kalecilik yaptığı da çeşitli kaynaklarda yer alıyor.

Bu maçta başka futbolcuların da oynamış olması muhtemeldir; zira üç büyükler başta olmak üzere, birçok futbol kulübünün oyuncuları cephede savaşa koşmuştur. Ancak araştırmacılar sadece Kenan Or’u belgeleyebilmiştir.

Kurtuluş Savaşı’nın en kritik günlerinde, bir Fenerbahçeli futbolcunun da kadrosunda bulunduğu bir futbol maçını, komutanları bir araya getirmek için kullanan Mustafa Kemal Atatürk’ün, daha sonraki yıllarda bir stadyumda izlediği bir maçta da Fenerbahçe’nin adıyla karşılaşıyoruz.

Araştırmalara göre Atatürk’ün bir stadyumda izlediği ve kayıtları bulunan tek maç, 1 Ekim 1925’te Bursa’da oynanan Bursa-Ankara Karması ile Fenerbahçe arasındadır.

Mümtaz Şükrü Eğilmez, 2 Ekim 1925 tarihli Cumhuriyet gazetesinde maçın 1-1 sona erdiğini ve Gazi Mustafa Kemal’in stattan ayrılırken otomobilinin etrafını saran gençlerin üç kez “Yaşa!” diye bağırdıklarını yazar. Dönemin diğer gazeteleri Yanık Yurd, İkdam, Vakit, Millet ve Stanboul da maç öncesi ve sonrasına dair haberlere yer verirken, Atatürk’ün maçı izlerken çekilmiş fotoğrafları da arşivlerde yer almaktadır.

Balkan Savaşları’ndan Çanakkale’ye ve Kurtuluş Savaşı’na çok sayıda spor kulübü fiilen orduya destek vermiştir. Başta futbolcular olmak kaydıyla, cepheye gidip şehit olan yüzlerce sporcu da vardır.

Mustafa Kemal, bir taraftar olarak futbola büyük bir ilgi göstermemiş olsa da bu oyunu, tarihin akışını değiştirecek bir savaş hamlesinde kullanma dehasını ortaya koyan belki de ilk ve tek liderdir.

Bu yazı Karanfil’in 14. sayısında yayımlandı (s. 14).